GüncelMakaleler

Zafer ve yenilgilerle dolu bir tarih! 50. Mücadele Yılında Proletarya Enternasyonalizmi Üzerine

"Bugüne yoğunlaşmak ne geçmişin inkarına ne de geleceği gözardı etme anlamına gelir. Tam tersine geleceğin doğru bir tarzda planlanması, anın görevlerini yerine getirmekle, geçmişi ile gelecek arasındaki diyalektik bağı doğru bir tarzda kurmakla mümkün olabilir."

Nihai hedefi komünizme varmak olan bir parti enternasyonalist olmak zorundadır. Komünist Manifesto’da yer alan “bütün ülkelerin işçileri birleşin” şiarı, bu anlayışın en somut ve özgün ifadesidir.

1917 Ekim Devrimi’yle birlikte bilimsel sosyalizm düşüncesinin uluslararası planda yaygınlık kazanması ve işçi sınıfının enternasyonal birliğinin daha can alıcı bir sorun haline gelmesi bu nesnel gerçekliğinin sonucudur.

Proletarya partisi de bu anlayışın sonucu olarak uluslararası komünist hareketin bir parçası olarak kuruldu. Uluslararası planda, MLM ile modern revizyonizm arasında süren mücadelede MLM saflarında yerini aldı. Diğer bir ifadeyle modern revizyonizme karşı “uluslararası komünist hareketin genel çizgisi üzerine bir öneri” temelinde formüle edilen düşünceler proletarya partisinin genel hattının oluşturmasına katkı sundu. Bu düşüncelerin bir bölümünü özetleyecek olursak:

1- “Uluslararası komünist hareketin genel çizgisi, yalnızca proletaryanın tarihi misyonuna ilişkin Marksist Leninist devrimci teoriyi kendine yol gösteren ilke olarak alabilir ve ondan asla sapmamalıdır…”

2- 1957 Deklarasyonu ve 1960 Bildirisi’nin devrimci ilkeleri hangileridir? Bunlar şöyle özetlenebilir: “Bütün ülkelerin işçileri birleşin, bütün ülkelerin işçileri, ezilen halklarla ve ezilen milletlerle birleşin. Bütün ülkelerde emperyalizm ve gericilikle mücadele edin. Dünya barışı, milli kurtuluş, halk demokrasisi ve sosyalizm için didinin, sosyalist kampı sağlamlaştırın ve genişletin. Proleter dünya devrimini adım adım tam zafere götürün, emperyalizmin olmadığı, kapitalizmin olmadığı, sömürü sisteminin olmadığı yeni bir dünya kurun.” (Uluslararası Komünist Hareketin Genel Çizgisi Hakkında Polemik, 1963, İnter Yayınları, s. 10-11)

Uluslararası komünist hareket, modern revizyonistlerin “değişim” diye sunduğu devrime, sosyalizme sırt çeviren ihanet teorilerine karşı, esas olarak bu genel hatta yaslanarak mücadele etti. Nitekim altında proletarya partisinin de imzasının olduğu Devrimci Enternasyonalist Hareket’in (DEH) deklarasyonunda bu düşünceler (ÇKP ve AEP’de yaşanan iç ihanetlerden sonra da) yeniden teyit edildi. Her koşulda Marksist Leninistlerle, her türde revizyonistler arasında var olan bu temel ayrım noktalarına ve ideolojik siyasal mücadelenin gerekliliğine dikkat çekilerek, şu çağrıda bulunuldu: “Öneride ve polemiklerde Mao ve Çin komünist partisi doğru olarak; proletarya diktatörlüğü konusunda Leninist tavrı savundu ve tüm halkın devleti revizyonist teorisini çürüttü.

Silahlı devrimin gerekliliğini savundu ve sosyalizme barışçıl geçiş stratejisine karşı çıktı. Yeni sömürgeciliğin, sahte bağımsızlığını teşhir edip, dünya barışını tehlikeye düşürdüğü için kurtuluş savaşlarından kaçınılmasını vaaz eden revizyonist tavrı çürüterek, ezilen halkların ulusal kurtuluş savaşlarının gelişmesine teşvik etti. Ve destekledi. Stalin’in ve SSCB’de sosyalizm inşası tecrübelerinin bütününde olumlu bir değerlendirmesini yaptı ve Stalin’e karşı onun bir (kasap ve zalim) olduğu şeklindeki iftiraları çürüttü. Bunun yanında Stalin’in hatalarının önemli eleştirilerini yaptı. Kuruşçev’in diğer partilere revizyonist bir çizgi empoze etme çabalarına karşı çıkarken; Thorez, Togliatti, Tito ve diğer modern revizyonistleri eleştirdi.

Mao Zedung’un sosyalizmin sınıflı niteliği ve proletarya diktatörlüğü altında devrimi sonuna dek sürdürmeye ilişkin geliştirmekte olduğu tezi embriyonik şekilde ortaya koydu.

Uluslararası komünist hareketin tarihsel tecrübesi ve revizyonizmin köklerinin derinlemesine incelenmesi için çağrıda bulundu. Bu noktalar öneri ve polemiklerin içerdiği diğer, noktalarla birlikte, Marksizm-Leninizmi revizyonizmden ayırmada hayati önem taşıyan öğelerdi. Ve halen bu özelliği muhafaza etmektedirler…” (DEH Deklarasyonu, s. 20-21)

Devrimci Enternasyonal Hareket, 1976 yılında ÇKP’de yaşanan iç ihanetle birlikte yukarıda özetlemeye çalıştığımız komünist mirası sahiplenen ve bu anlayış doğrultusunda kendi ülkelerinde demokratik halk devrimi ve sosyalizm mücadelesini yürüten parti ve örgütler tarafından oluşturulmuştu. Ve enternasyonalist hareket aynı zamanda “öneri ve polemiklerde” ifade edilen aşağıdaki MLM anlayışı da savunmaya devam etti.

“Uluslararası komünist hareketin genel çizgisi, dünyanın tarihsel gelişmesinin genel yasallıklarını değerlendirmelidir. Proletaryanın ve çeşitli ülkelerin halklarının devrimci mücadeleleri farklı aşamalardan geçer ve hepsinin de kendine özgü karakteristikleri vardır. Ama bunlar dünyanın tarihsel gelişmesinin genel yasallıklarının dışına çıkmazlar. Bu genel çizgi, proletaryanın ve bütün dünya halklarının devrimci mücadelelerinde onlara temel yönü göstermelidir. Kendi ülkeleri için özgün çizgi ve siyasetlerini saptarken, komünist ve işçi partilerinin Marksizm-Leninizm evrensel gerçeği ile kendi ülkesinin somut devrim ve inşa pratiğini birleştirme ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalması son derece önemlidir.” (Polemik, s. 12)

Dün olduğu gibi bugün de uluslararası komünist hareketin birliği ancak bu anlayış üzerinde sağlanabilir.

 

“Birlik kilit bir sorundur!”

Uluslararası komünist hareketin iç ilişkilerinde hem dağınıklık hem de ideolojik cephede ciddi zayıflığın olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bu dağınıklığın giderilmesi için iki çizgi mücadelesinde ısrar bir zorunluluktur. Tarihi tecrübeler döne döne bize şu gerçeği gösteriyor; Uluslararası planda emperyalist ve kapitalist sistemin kuşatması altında olan komünist hareketin gelişmesi, kazanılan mevzilerin korunması ve pratik birliğin ileriye taşınması için komünistler arasında politik ve ideolojik birlik kilit bir sorundur.

Başta ifade ettiğimiz gibi nihai hedefi komünizme varmak olan bir parti özü itibariyle enternasyonalisttir. Ve proletarya partisi, uluslararası komünist hareket içinde 1957-1960 yılları arasında süren iki çizgi, iki yol arasındaki mücadelede başını ÇKP’nin çektiği komünist hatta saf tutarak modern revizyonizme karşı net bir tutum almıştır.

Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’nda modern revizyonizmi teşhir ederek ideolojik cephedeki görevlerini yerine getirmeye çalışmıştır. Henüz birinci konferansını gerçekleştirdikten hemen sonra enternasyonal faaliyete yönelmiştir. Bu konudaki anlayışını iki başlık altında özetlemiştir. İlk olarak; enternasyonalist görevin ülke devrimini gerçekleştirmek olduğu gerçeğine dikkat çekmiştir. İkinci olarak da diğer ülkelerdeki sosyal ve ulusal kurtuluş mücadeleleriyle dayanışma içinde bulunmak, tarihsel ve güncel tecrübelerden öğrenmek formüle edilmiştir.

Bu anlayış çerçevesinde Kasım 1978’de “Proleter Dünya Devrimi İçin Marksizm-Leninizm’in İlkelerini Savunalım” belgesi Türkçe’ye çevrilmiştir. Bu belgeler, Avusturya Marksist-Leninist Partisi akıma karşı, Batı Berlinli komünistlerin makaleleriydi. Yazılar Üç Dünya Teorisi’ni eleştiren açıklamaları içeriyordu.

1984 yılında Devrimci Enternasyonalist Hareket’in deklarasyonu yayınlanmıştır. Bu deklarasyonun altında 16 parti ve örgütün imzası vardır.  Proletarya partisi bu kitapçığı bir ön açıklamayla yayınlamıştır.

Hatırlanacağı gibi, dünya çapında Marksizm-Leninizm ile modern revizyonizm arasında süren mücadele, Başkan Mao’nun önderliğinde başlatılan Büyük Proleter Kültür Devrimi’yle ileri bir aşamaya taşınmıştır. 1976 yılında ÇKP’de yaşanan iç ihanete rağmen, BPKD’nin revizyonizme karşı başlatmış olduğu ideolojik-siyasi-örgütsel mücadelenin etkileri yeni komünist partilerin kurulmasına, uluslararası komünist hareketin birliğinin yeniden sağlanmasına vesile oldu.

 

Gözümüzü geleceğe dikelim!

Nasıl ki komünist partiler içinde farklı fikirler arasında süren ideolojik mücadelenin daha üst bir birliğe ulaşması ciddi zorlukla içeriyorsa uluslararası komünist güçleri birleştirmekte o denli büyük zorluklar içermektedir. Burada asıl olan, her koşulda enternasyonalist niteliğe uygun bir duruş sergilemektir. Enternasyonalist proletaryanın başarılarını başarımız, yenilgilerini kayıplarımız olarak görme düşüncesini içselleştirmemiz önemlidir.

Sorunu bu çerçevede ele aldığımızda Peru’da, Nepal’de kazanılan mevzilerin kaybedilmesi, uluslararası devrimci ve komünist hareket için büyük bir kayıptır. Bu kayıpları, kendi kayıplarımız olarak görmezsek süreci kapsamlı bir temelde sorgulama fırsatını da kaçırmış oluruz. Yine geçmişe takılıp kalmadan dikkatimizi bugünün enternasyonal görevlerine yoğunlaştırmalıyız. Bugüne yoğunlaşmak ne geçmişin inkarına ne de geleceği gözardı etme anlamına gelir. Tam tersine geleceğin doğru bir tarzda planlanması, anın görevlerini yerine getirmekle, geçmişi ile gelecek arasındaki diyalektik bağı doğru bir tarzda kurmakla mümkün olabilir.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu