GüncelMakaleler

MAKALE | 70.Yılında Çin Devriminin Başarısında ÇKP’nin Rolü

"1949'da gerçekleşen Demokratik Halk Devrimi ve sosyalizmin kazanımlarından geriye hiç bir şey kalmayan Çin, bügün sosyal emperyalist bir ülke olarak dünya emperyalist sistemi içinde ezilen dünya haklarını ezen ve sömüren bir ülke olarak yeni devrimlerin geleceği günleri beklemektedir"

Diğer partiler gibi komünist partisi de kendiliğinden ortaya çıkmadı. Komünist partisi de sınıfsal bir olgudur. Ortaya çıkışı da tarihsel gelişmenin sonucunda olmuştur. Komünist partisi de tıpkı devlet gibi bir gün ona olan ihtiyaç ortadan kalktığında sönecektir.

Politik partilerin nitelikleri de sınıf mücadelesinin farklı bir boyut almasıyla değişmeye başladı. Politik partiler, burjuva partiler ve komünist partisi olarak ayrışmaya başladı. Burjuva partiler komünist partilerden önce kuruldu. Komünist partiler de kapitalizmin gelişmesi ve işçi sınıfının kendiliğinden bir sınıf olmaktan çıkarak, kendisi için bir sınıf olmaya başladığı bin sekiz yüzlerin ortalarında doğmaya başladı.

Marks ve Engles’in sınıf partisinin kurulması fikri 1840’larda kapitalist ülkelerde ”serbest rekabet” döneminde ortaya çıkmaya başladı. 1847 yılında Marks ve Engels, Almanya’da (Hamburg) ”Aileler Birliği”ni yeniden yapılandırdı. Bu tarih aynı zamanda bilimsel sosyalizm teorisi ışığında ilk uluslararası proletarya partisi olan ”Komünist Birliği”nin kurulması tarihidir de.

1847 yılında düzenlenen Komünist Birliği’nin 2. Kongresi’nde birliğin kuralları tartışıldı ve bunun yazılı hale getirilmesi görevini bizzat Marks ve Engels aldı. Şubat 1848’de Marks ve Engels tarafından yazılan ”Komünist Parti Manifestosu” yayınlandı. Bu tarihi belge, komünist partisi’nin de tam olarak ortaya çıkışını ifade eder. Bu miras daha sonra Lenin, Stalin ve Mao Zedung tarafından devir alınıp geliştirilmiş ve ilkeleri zenginleştirilmiştir.

Lenin, 1902 yılında yayınlanan ”Ne Yapmalı?” eserinde İkinci Enternasyonal partilerinin uzlaşmacı ve oportünist çizgilerini ideolojik olarak mahkum ederek, Marksist teorinin önemi üzerinde durarak yeni bir proletarya partisine işaret etti.

İşçi sınıfı ideolojisinin çelikten birliğinin yaratılmasında parti öncü bir rol oynamıştır. İkinci Enternasyonal dönemindeki Sosyal Demokrat Partiler ile, emperyalizm ve proleter devrimler çağındaki Leninist parti bu yönüyle bir ayrışım çizgisine sahiptir.  İkinci Enternasyonal döneminde parti, savaş aracı değil, barış aracı olarak görülüyordu. Emperyalizm ve proleter devrimler çağında  ise işçi sınıfı partisine (Komünist Partisi) yüklenen misyon temelden değişti. Bu yeni dönem  proletaryanın devrimci eylem dönemidir.

Bu yeni dönemin siyasal olarak hedef aldığı emperyalizm ve onların yerli uşaklarıdır. Bu aynı zamanda proletaryanın önüne yeni görevlerde koyar. Bu görevler; parti çalışmasını devrimci tarzda yeniden örgütlemek, işçi sınıfını proletarya diktatörlüğü için eğitmek, proletaryanın ittifak güçleriyle birleşmek, sömürgelerdeki ve bağımlı ülkelerdeki kurtuluş hareketleriyle bağ kurmak, dayanışma içinde olmak… Tüm bu görevlerin eski Sosyal Demokrat Partilerle olmayacağı açıktı.

Demir disipline sahip yeni tipte partinin ihtiyacı buradan gelir. Militan bir partinin, yolunu şaşırmadan sınıfı iktidara taşıyacak bir partinin zorunluluğu buradan gelir. Lenin ve Stalin’in böyle bir parti olmadan emperyalizmi devirmek ve proletarya diktatörlüğünü kurmak imkansızdır demeleri tam da bunu ifade etmektedir. Bunun anlamı; yeni tipte Marksist-Leninist-Maoist Parti, işçi sınıfının öcüsüdür. MLM partinin işçi sınıfının en ileri unsurlarını saflarında örgütleyerek, milyonlarca işçiye, ezilen emekçilere, köylülere doğru yolu ancak parti gösterebilir.

Parti sadece sınıfın öncüsü değil, aynı zamanda sınıfın örgütlü müfrezesidir de. Parti sınıf mücadelesine önderlik eden bir güç olarak, şartları iyi değerlendirerek, yeri geldiğinde geri çekilmesini bilen, yeri geldiğinde saldırıyı esas alan bir güç olarak demir bir disipline sahipse bunları başarabilir. Parti  sınıfın yanı sıra; sendikalar, kooperatifler, gençlik örgütleri, kadın örgütleri, basın, kültür örgütlerine de sahip olmak zorundadır.

 

Parti, devrim sonrasında proletarya diktatörlüğünün garantisi ve sürdürücüsüdür

 

”Partimizde” ”diyor Lenin”, ”en sert disiplin, gerçek demir disiplin olmadan; işçi sınıfının bütün kitlesinin; yani bu sınıfla düşünen, namuslu, fedakar, etkili, geri tabakalara kılavuzluk etmeye ve onları peşinden sürüklemeye yetenekli ne varsa onların parti’ye tam ve sınırsız desteği olmadan, Bolşeviklerin, 2,5 yıl demiyorum, 2,5 ay bile, iktidarda kalamayacaklarını bugün hemen herkesin görebildiği muhakkaktır.” (Aktaran Stalin, Leninizm’in İlkeleri)

Çin Komünist Partisi de tarihin bir ürünü olarak ortaya çıktı. 1921 tarihinde kurulan ÇKP, bütün çalışmalar da Marksizmin-Leninizmin evrensel gerçeğini Çin’in somut şartlarıyla birleştirerek ilerledi. ÇKP’de benzer partiler gibi kendi içinde iki çizgi mücadelesi yaşayarak, kimi dönemler sağ, kimi dönmeler sol çizgiyle mücadele ederek ilerledi. 1927 yılında Cen Du-siu’nun sağ çizgisi devrimi yenilgiye götürdü.

1927’de devrimin yenilgisinden, 1937’de Japon emperyalizmine karşı direnme savaşı başlayana kadar geçen on yıllık mücadele tarihinde ÇKP, kitleleri örgütlemede önemli başarılar elde etti. ÇKP’de, 1931’den 1935 yılına kadar, sağ çizgiye karşı bu sefer de Li Li-san’ın ”sol” çizgisi hakim oldu.  1930 yılın da Çan Kayşek ile Feng Yusiang ve Yen Si-an arasında çıkan  iç savaşı ”Yeni Devrimci Atılım ve Bir Veya Daha Fazla Eyalette Zafer Kazanmak” olarak değerlendiren Li Li-san, ÇKP’de ”sol” çizgiyi hakim kıldı.

Bu sol çizgi ÇKP’de büyük kayıplara neden oldu. Dört ay sonra toplanan ÇKP Merkez Komitesi Li Li-san’ın sol çizgisine son verdi. Li Li-san’ın sol çizgisine son verilmesine karşın, ÇKP bu seferde başka bir sol çizginin etkisine girdi. Çen Şao-yu, ”Çin Komünist Partisi’nin Daha Çok Bolşevikleştirilmesi İçin Mücadele” broşürüyle ÇKP’ye hakim olan  bu sol çizgi savunucuları Japonya’ya karşı mücadele de kitle hareketlerinin gerilemesine neden oldular. Gerileyen duruma rağmen ”Çin’de devrimci bunalımın yeni ve keskin aşamaya ulaştığı Çin’de acil devrimci bir durum olduğu”n dan hareketle, sol çizgi başarısızlığa uğradı. Bu durum Ocak 1935 yılına kadar sürdü.

ÇKP’nin Çin Devrimi’nde oynadığı rolü anlamak için partinin kuruluşundan 1949’da devrimin gerçekleştirilmesine kadar geçen sürece bakmak gerekmektedir.

1920 yılında hazırlık döneminden ÇKP’nin kurulduğu 1921’e kadar geçen süre  partinin ilk aşamasıdır. 1927 yılına kadar geçen ve devrimin yenilgisiyle yeni bir aşamaya giren ÇKP’de Mao Zedung’un Çin’de nasıl bir parti sorusuna aradığı çözümü de içerir. Bu süreci ”Çin’de nasıl bir parti” tartışmalarının yaşandığı dönem olarak da okumak gerekir. Mao Zedung ”Çin toplumunda sınıfların analizi”, ”Hunan’daki Köylü Hareketinin” analizi ÇKP’nin ilk kuruluş aşamasında Mao zedung’un ÇKP’yi doğru bir çizgiye getirme çabalarını içerir.

ÇKP’nin ikinci aşaması 1927 sonrasıdır. Devrimin yenilgiye uğramasıyla Mao Zedung’un fikirlerinin ÇKP içinde yayılması ve ÇKP içindeki kadroların etkilendiği dönem olarak kabul edilmektedir. Mao Zedung’un 1928’de ”Jingang Dağlarındaki Mücadele” yazısı önemli bir yerde durmaktadır.

ÇKP’nin üçüncü aşaması 1935 yılındaki genişletilmiş Merkez Komite Toplantısı ile başlar. Bu tarih aynı zamanda ÇKP’nin doğru bir çizgide yeniden örgütlenmesi tarihi olarak kabul edilmektedir. Mao Zedung’un 1937 yılında ”Pratik Üzerine”, ”Çelişki Üzerine”  ve ”Liberalizme Karşı Savaşalım”, 1938’de ”Çin Komünist Partisi’nin Ulusal Savaştaki Rolü”, 1939 yılında ”Komünist’i Tanıtırken”,  1941 yılında ”Çalışmamızı İlerletelim”, 1942 yılında ”Partinin Çalışma Tarzını Düzeltelim”,  ”Basma Kalıp Parti Yazılarına Karşı Çıkalım”, 1943 ”Liderlik Yöntemlerine İlişkin Birkaç Soru”, 1944 yılında ”İnceleme Çalışmalarımız ve Şu Anki Durum” ve 1945 yılında ”Koalisyon Hükümeti Üzerine” eserleri ÇKP’nin stratejik ve taktik politikalarına yön veren ve ÇKP’yi doğru bir çizgiye getiren bu çözümlemeleri Marksizm-Leninizmin Çin özgülüne uygulanması bakımından da önemli bir yerde durmaktadır.

1935 yılında Mao Zedung’un düşüncelerinin ÇKP’de hakim olmasından sonra, Çin’de işgalci Japon emperyalizmine karşı doğru ve sonuç alıcı bir mücadele gelişmeye başladı. Mao Zedung  tıpkı Lenin gibi ” Neden devrimci bir parti olmalıdır?” sorusuna aşağıdaki yanıtı veriyor.

”Bir devrimci parti olmalıdır: çünkü dünyada halkı ezen düşmanlar vardır ve halk düşmanın bu zulmünü yok etmek istemektedir. Kapitalizm ve emperyalizm çağında, Komünist Parti gibi devrimci bir partiye ihtiyaç vardır. Böyle bir parti olmaksızın halkın, düşmanın zulmünü yok etmesi mümkün değildir. Biz Komünistiz, düşmanı alt etmede halka önderlik etmek isteriz: dolayısıyla saflarımızı düzenli tutmalı, uygun adım yürümeli, birliklerimizi seçkin birliklerden, silahlarımızı iyi silahlardan oluşturmalıyız. Bu koşullar sağlanmadan düşman yenilgiye uğratılamaz.” (Mao Zedung s.e.cilt ııı sf:36 )

Yine Komünist Partinin Çin özgülünde nasıl örgütlenmesi ve nasıl çalışması gerektiği konusunda şunları belirtiyor.

”Komünist Partisi, güçlükleri alt etmek, düşmanı yenmek ve yeni bir Çin inşa etmek için örgütünü genişletmeli ve gerçekten devrime bağlı, partinin ilkelerine inanan, siyasetlerini destekleyen ve onun disiplinine ve sıkı çalışmasına bağlı kalmaya gönüllü olan işçi, köylü ve faal genç unsurlardan meydana gelen kitlelere kapılarını açarak büyük bir kitle partisi haline gelmelidir.”(Mao Zedung s.e.cilt ıı sf.239 )

”Komünist Partisi’nden başka hiçbir siyasi parti (burjuva yada küçük burjuva) Çin’in iki büyük devrimini: demokratik ve sosyalist devrimi sonuna kadar sürdürmede önderlik görevini yerine getiremez. Doğduğu ilk günden itibaren Komünist Partisi bu iki yönlü görevi yüklenmiş ve bunun gerçekleşmesi için yıllardır çetin bir şekilde mücadele etmiştir.” (Mao Zedung s.e.cilt ııı sf.390)

Mao Zedung devrimi gerçekleştirmede ve devam ettirmede Komünist Partisinin her zaman belirleyici bir yerde durduğunu saptamıştır. ”Çin Devrimi’nin iki yönlü bir görevle karşı karşıya olduğunu görürüz. Başka bir deyişle hem burjuva demokratik devrimi (yeni demokratik devrim) hem de proleter sosyalist devrimi, yani devrimin bu günkü ve gelecekteki aşamalarını kapsamaktadır. Bu iki yönlü devrimci görevin yerine getirilmesinde önderlik proletarya partisine, Çin Komünist Partisi’ne düşmektedir, onun önderliği olmadan hiçbir devrim başarıya ulaşamaz. (Mao Zedung s.e.ııı sf336 )

Gerek iç savaş sırasında gerekse de ulusal devrimci bir savaşta, genellikle savaşın kendi kanunlarından daha fazla kendi özel koşulları vardır. Komünist Partisinin ustalığı da tam da burada başlar. Bu ustalık Komünist Partisinin kendi ülkesinin somut şartlarını tahlil etmesinden ibarettir. Mao Zedung’un ”Çin Devrimi iç savaşı ya da ulusal devrimci savaş Çin’e özgü olarak verilmektedir.” teorik çözümlemesi tam da bunu ifade etmektedir. Çin Komünist Partisi önderliğindeki yeni demokratik devrim dört tarihsel süreçten geçti. Birinci Devrimci İç Savaş, Toprak Devrimi Savaşı, Japon Saldırılarına Karşı Direnme Savaşı, Halk Kurtuluş Savaşı olarak ilerledi.(ÇKP Kısa Tarihi sf: 38)

Japonya’ya Karşı Direnme Savaşının 5.yılında Mao Zedung ”Partinin bütün siyaseti, Japon istilacılarını yenilgiye uğratma amacını güder. Direnme Savaşı 5.yılından bu yana son aşaması olan zafer için mücadele aşamasına girmiş bulunuyor.” saptamasını yaparak Japonya’ya Karşı Direnme Savaşında ÇKP’nin rolüne değinmiştir. Yine ÇKP’nin Japonya’ya Karşı Direnme Savaşında partinin devrimci rolüne ilişkin aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

”Çin halkıyla birlikte Partimiz sekiz yıllık Japonya’ya Karşı Direnme Savaşı da dahil olmak üzere yirmi dört yıllık geçmişi boyunca Çin milleti için muazzam bir güç inşa etmiştir, çalışmalarımızın başarısı açıktır ve kuşku götürmez.” (Cilt ııı, sf: 327)

Çin Komünist Partisi, Çin’in devrimci savaşına cesaret ve kararlılıkla önderlik etmiş ve on beş uzun yıl boyunca bütün millete halkın dostu olduğunu, halkın çıkarları özgürlüğü ve kurtuluşu uğruna her zaman devrimci savaşın en ön safında çarpıştığını göstermiştir.

Bu konuda Mao Zedung’un söylemlerine başvuralım:

“Çin Komünist Partisi zorlu mücadelelere girişerek ve yüz binlerce kahraman üyesi ile on binlerce yiğit kadrosunu şehit vererek, ülkenin tümünde yaşayan yüz milyonlarca halk üzerinde büyük bir eğitici rol oynamıştır. Partinin devrimci mücadelelerinde kazandığı büyük tarihi başarılar milli bir düşman tarafından istilaya uğradığı can alıcı anda Çin’in yaşaması ve kurtuluşu için gerekli ön şartı sağlamıştır: Bu ön şart halkın büyük çoğunluğunun güvenini kazanmış ve uzun yıllar sınandıktan sonra onlar tarafından benimsenmiş bir siyasi önderliğin varlığıdır.

Bugün halk Komünist Partisinin söylediklerini, başka bir siyasi partinin söylediklerinden daha büyük bir şevkle benimsiyor. ÇKP’nin son on beş yıldaki çetin mücadeleleri olmasaydı Çin’i bu yeni kölelik tehlikesinden kurtarmak mümkün olamazdı.” (Cilt ı sf: 227 )

Bir partinin başarısı onun doğru bir stratejik programa sahip olmasında yatar. Parti doğru bir siyasal çizgiye sahip değilse başarılı olamaz. Nitekim, ÇKP’ye hakim olan sağ ve sol çizgiler devrimci iç savaş döneminde  devrimin yenilgisini kaçınılmaz kılmışlardır.

Mao Zedung, MLM bir partinin sahip olması gereken ilkeleri de zenginleştirdi. İktidar aracı olarak partinin kendi iç hukuku ve işleyişinin de parti birliği için önemli olduğunun altını çizmiştir. Partide hata yapanlara karşı kazanıcı olma, yanlış fikirlerin iki çizgi mücadelesiyle alt edilmesi, parti içinde liberalizme karşı mücadele, parti disiplini, altın üste, azınlığın çoğunluğa tabi olması, tüm bunlar sahip olması gereken ilke ve çalışma tarzı olarak hala geçerliliklerini korumaktadır.

 

Mao Zedung ve ÇKP, devrimci iç savaş döneminde ve Japonya’ya karşı direnme savaşında hem stratejik olarak, hem de taktik olarak savaşı ustalıkla yönetti. İşgale karşı çıkan tüm sınıf ve tabakaları Japon emperyalizmine karşı Ulusal Birleşik Cephede birleştirerek, kitleleri Japon işgaline karşı seferber etti. Moa Zedung ve ÇKP, Japon emperyalizminin yenilgiye uğratılmasından sonra, devrimci iç savaş döneminde de, doğru bir strateji ile 1949 yılında Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirdi.

Çin’deki toprak Devrimi Savaşı yeni şartlar altında sürdürülmüş ve demokratik devrim gerçekleştirildikten sonra da köylü nüfusu Çin Komünist Partisi önderliğinde geliştirilen Kooperatifleştirme ile yoksulluğu geride bırakmış, köylü kitlelerinin partiye yürekten desteği sağlanmıştır. Köylülerin siyasal bilinç düzeyi gelişmiş, ÇKP ile bütünleşme, saflara katılım ciddi oranda artmıştır. Köylük bölgelerde yükselen kooperatifleşme hareketi bütün ülkeyi kaplamıştır. Bu 500 milyondan fazla köylük nüfusu kapsayan geniş bir sosyalist devrimci harekettir. Bu hareket ÇKP’nin önderliği altında ilerlemiştir.

Çin Halk Cumhuriyetinin kuruluşu (emperyalistler ve onların uşağı Guomindag ve başı Çan Kayşek’in yenilmesi ve ülkeden kovulmasıyla) ile ülkenin sanayileşmesini ve tarımın, el sanatlarının ve kapitalist sanayi ve ticaretin sosyalist dönüşümü oldukça uzun bir sürede ÇKP’nin önderliğinde gerçekleştirilmiştir.

Çin’de emperyalistlerin ülkeden kovulması, Japonlara karşı verilen direnme savaşı, Kızıl Ordu’nun kuruluşu, köylülere toprak dağıtılması, Japonya’ya karşı direnme savaşı sırasında birleşik cephenin kurulması, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu, tarımda, sanayide, ticarette sosyalist dönüşümün sağlanması esas olarak 1935 yılında “Merkez Komitesi Siyasi Büro’nun Genişletilmiş Toplantısı’nda” Mao Zedung’un görüşlerinin partide hakim olmasıyla , ÇKP’nin doğru bir çizgide siyasi, askeri ve örgütsel olarak yürümesiyle gerçekleşmiştir. Çin Komünist Partisi devrime damgasını vurmuştur.

Proleterya diktatörlüğünü sürdürmede partinin rolü

Mao Zedung, proleterya diktatörlüğünü sürdürmenin bir aracı olarak partinin sürekli olarak önemine vurgu yapmıştır. Proleterya diktatörlüğünden geriye dönüşlerde parti sağlam durmadığında  yozlaşacağını, yeni burjuvazinin bizzat parti içinde filizleneceğeni ve kapitalist yolcuların böylece iktidarı ele geçireceğinin altını çizmiştir. Mao Zedung’un Marksizme-Leninizme yaptığı katkı olarak sosyalizmde sınıf mücadelesinin sona ermediğini ve kimin hala kazanacağının belli olmadığını şöyle dile getirmektedir:

”Sınıf mücadelesi, asla sona ermiş değildir. Proletarya ile burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesi, çeşitli siyasi güçler arasındaki sınıf mücadelesi, proletarya ile burjuvazi arasında ideolojik alandaki sınıf mücadelesi uzun ve zorlu olmaya devam edecek ve hatta zaman zaman çok keskinleşecektir. Proletarya dünyayı kendi dünya görüşüne göre değiştirmeye çalışmaktadır, burjuvazi de öyle yapmaktadır. Bu açıdan sosyalizmin mi, kapitalizmin mi kazanacağı sorunu henüz gerçekten çözülmemiştir.” (Mao Zedung, Halk İçindeki Çelişmelerin Doğru Ele Alınması Üzerine, 27 Şubat 1957, Cilt 5, sf: 444-445)

Mao Zedung’un, bu belirlemesiyle ÇKP’yi sürekli uyarması, sosyalizmde sınıf mücadelesine yaptığı vurgular ve dünya’da büyük bir yankı yapan BPKD’nin gerçekleştirilmesine rağmen, Çin Komünistleri Mao Zedung’un ölümünden sonra iktidarın yeni burjuvazinin eline geçmesini önleyemediler.

1949’da gerçekleşen Demokratik Halk Devrimi ve sosyalizmin kazanımlarından geriye hiç bir şey kalmayan Çin, bügün sosyal emperyalist bir ülke olarak dünya emperyalist sistemi içinde ezilen dünya haklarını ezen ve sömüren bir ülke olarak yeni devrimlerin geleceği günleri beklemektedir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu