GüncelMakaleler

HALKIN GÜNDEMİ | Gıda “Krizi”nin Nedeni Ne?

"Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra ortaya çıkan tahıl ve temel gıda ürünlerine ulaşma sıkıntısı dünyanın en büyük ikinci buğday üreticisi olan Hindistan’ın devreye sokulmasıyla bir nebze hafifleyecek gibi oldu."

Son birkaç yıldır dünyada küresel ölçekte bir gıda “krizi”nden daha sık söz edilmeye başlandı.

Yeryüzünde temel gıda ürünlerine ulaşım konusunda büyük bir eşitsizlik söz konusu. Adına “Gıda Krizi” denilen durum gerçekte dünyanın dört bir yanında yoksul emekçi halkların açlıkla yüz yüze bırakılmasından öte bir anlam taşımıyor. Yeterli gıdaya ulaşamayan ezilen emekçiler can vermekte veya pek çok hastalığın pençesinde kıvranmaktadır.

Söz konusu eşitsizlik son on yılda çok daha fazla derinleşmiş durumdadır.

2020 yılında 55 ülke/bölgede en az 155 milyon kişi gıdaya ulaşamazken, salgınla bu sayı 265 milyona çıktı. Sadece Afrika’da, akut (giderek kötüleşen) gıda sorunu yaşayan 98 milyon insan yaşıyor. Geçen yılın en kötü 10 gıda krizini yaşayan ülkesi arasında Güney Sudan, Yemen, Somali, Afganistan, Suriye, Demokratik Kongo ve Haiti yer alıyor.

Bu ülkelerin durumu ise “acil” kategorisinde. Gıda “krizi”nin veyahut gıdaya ulaşamamanın en somut yaşandığı 55 ülke veya bölgede 5 yaş altı 16 milyon çocuğun durumu ise çok kritik. Yapılan resmi açıklamalara göre, 16 milyon çocuk yeterli gıdaya ulaşamadığı için ya yaşamını yitirdi ya da yitirmek üzere.

Diğer yandan dünya genelinde 150 milyon çocuk ise beslenme yetersizliğinden muzdarip. Halklar açlıktan can verirken Kuzey Afrika’daki verimli tarım arazilerin ise zengin ülkeler tarafından yerel halkın elinden zorla gasp edildiğini eklemeliyiz. (Kaynak: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü-FAO)

Adına “kriz” denilen gerçekte ise egemen sınıfların gıda üzerindeki tekelini geliştirmesi ve gıdaya ulaşımı zorlaştırmasıyla ortaya çıkan eşitsizlik anlamına gelen tablo da çelişkiler çarpıcı bir şekilde derinleşiyor.

Sözgelimi, FAO’nun 2022 yılı Mart ayı raporuna göre gıda ürünlerindeki fiyat artışı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kırdı. Bu da tüm dünyada insanların her geçen gün temel gıdaya ulaşmasının zorlaştığı anlamına gelmektedir. 2019 yılında beklenmedik bir şekilde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi nedeniyle dünyada yaşanan kapanmalar lojistik ve tedarik zincirin de kimi aksamalara sebep oldu. Bunun arkasına sığınan dünya gıda tekelleri gıdayı rakiplerine karşı yürüttükleri mücadelede daha etkili bir silah olarak devreye soktular.

690 milyon olan açlık sınırında yaşayan insan sayısı pandemi sürecinin etkisiyle artarak 822 milyona ulaştı. Oysa hali hazırda teknolojik gelişim ve alt yapı tüm dünyaya yetecek kadar gıda üretilmesine yeter de artar bile.

Rusya’nın Ukrayna işgali

Pandemi döneminde görece daha yumuşak seyreden emperyalist hegemonya mücadelesi Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle yeni bir boyut kazandı.

Böylece uzun bir aradan sonra Rusya emperyalizmi ABD/NATO ve AB emperyalizmi ile Ukrayna merkezli bir açık savaşa girişmiş oldu. Bu hegemonya mücadelesinin ilk sonuçlarından biri gıdada karşılık buldu. Tahıl ve diğer temel gıda ürünleri, iki emperyalist blok arasındaki savaşın arenası haline geldi.

AB ve ABD Rusya’ya ambargo uygulayarak bu ülkede üretilen gıda ürünlerinin diğer ülkelere girişini engellerken Rusya ise Ukrayna’nın dünyaya açılan kapısı olan Odessa Limanı bombalamıştır. Limanın ve ablukaya alınması, ihracat sevkiyatına hazır 40 ton tahılın ülke içinde mahsur kalmasına neden olmuştur. Bu devletlerin karşılıklı hamleleri tüm dünyadaki gıda stokunu doğrudan etkilemiştir.

Ukrayna ayçiçek yağında dünya ihtiyacının yüzde 49.6’sını tek başına üretmekte, Rusya ise aynı yağın ihtiyacının yüzde 23.1’ini karşılamaktadır. Bu iki ülkenin savaş halinde olması dünya ayçiçek yağı ihtiyacının yaklaşık yüzde 73’lük kısmının piyasadan eksilmesiyle sonuçlanmaktadır.

Diğer yandan dünyanın en büyük buğday üreticisi ülkeler bugün aynı zamanda emperyalist savaşın ya doğrudan tarafı veya destekçisi ya da komşusu durumdaki; Avrupa Birliği, Rusya, ABD, Kanada, Ukrayna, Avustralya, Arjantin, Kazakistan ve Ukrayna’dır.  Rusya-Ukrayna Savaşı öncesi dönemde Ukrayna, 60 milyon tonla ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci tahıl ihracatçısıydı. Savaş öncesi dönemde Ukrayna, ülkede yetiştirilen tahılın yaklaşık yüzde 75’ini ihraç ediyordu.

Bu oran, Ukrayna’nın ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyordu. Ukrayna, hem tahıl hem de yağlı tohum ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı deniz yoluyla yapılıyordu. Şu an ise Rus ablukası nedeniyle Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden yaptığı tüm ihracat kesilmiş durumdadır.

Ukrayna başlığında ABD/NATO ve AB bloku ile Rusya emperyalizmi arasındaki savaş tüm yerküreyi büyük bir kıtlıkla karşı karşıya bırakmaktadır.

Buğdayın yılbaşından bu yana fiyatı yaklaşık yüzde 60 oranında artış gösterirken buğdaydaki fiyat artışı ekmek ve diğer unlu mamullerin fiyatlarını artırmaktadır. Buğday krizi bu nedenle giderek ekmek krizine dönüşmektedir. 2022-2023 sezonunda üretimin azalması ve stokların daha fazla erimesi ile buğday dış ticaretinde daha büyük sorunların yaşanması beklenmektedir. Amerika Tarım Bakanlığı USDA’nın yayınladığı verilere göre, dünya buğday stoklarında da erime yaşanmaktadır.

Dünya buğday tüketimi 2022-2023 sezonunda 787.52 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. 2021-2022 sezonunda başlangıç stoku 279 milyon ton seviyesinde iken 2022-2023 sezonunda bunun 279 milyon ton olması dikkat çekicidir. 2022-2023 sezonunda buğday sokunun 267 milyon tona kadar düşeceği öngörülüyor. Stoklardaki buğdayın yaklaşık yarısı ise Çin’in elindedir.

Buğday tüketiminin üretimden fazla olması stokların daha fazla tüketilmesi anlamına geliyor ki, bu dünya halklarını önümüzdeki günlerdeki çok ciddi bir açlık tehlikesinin beklediği anlamına geliyor.

 Hindistan’ın ihracat yasağı

Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra ortaya çıkan tahıl ve temel gıda ürünlerine ulaşma sıkıntısı dünyanın en büyük ikinci buğday üreticisi olan Hindistan’ın devreye sokulmasıyla bir nebze hafifleyecek gibi oldu. Hindistan Başbakanı Narendra Modi 11 Nisan 2022 de ülkenin tüm buğday stokunu dünya ile paylaşacağını duyurmuştu.

Ancak bu açıklamanın üzerinden daha bir ay geçmeden Hindistan, erken gelen sıcaklıklar ve yaşanan kuraklığın tarımdaki verimliliği düşürerek nihai üründe azalmaya yol açtığını ve bu durumun ülke içindeki tahıl fiyatlarını yüzde 20 oranında artırdığını açıkladı. Bunun üzerine Hindistan buğday ihracatının yasaklandığını duyurdu.

Bu durum küresel ölçekte beklenen “Gıda Krizi”nin tahmin edilenden de büyük olacağını bir avuç emperyalist ve onlarla iş tutan sermayedar dışında ezilen dünya halklarının daha büyük bir kıtlık sorunu ile karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.

Dünyanın dört bir yanında üretici köylülerin sokağa taşan öfkesi sözgelimi Hindistan’da çiftçilerin son birkaç yıldır yürüttükleri militan mücadele “Gıda Krizi”ne ezilenler cephesinden güçlü müdahaleler olarak kayda geçti.

Bu ve vb. eylemler yalnızca geri bıraktırılmış ülkelerde değil aynı zamanda Kanada, İtalya ve Fransa gibi gelişmiş kapitalist metropollerde de karşılık bulmaktadır. Başta üretici köylüler olmak üzere ezilen emekçiler dünyada yaratılan tüm ürünlere el koyan bu zalim düzene karşı bir araya gelmeli ve örgütlenmelidir!

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu